
Duruşma tarihine kısa süre kala taraflardan biri katılamayacağını anladığında ne olacağı merak edilir. Bu yazı anlaşmalı boşanma duruşmasına gelinmediğinde davanın çekişmeliye dönüp dönmeyeceğini, hakimin ne karar verdiğini ve sürecin yeniden anlaşmalıya nasıl döndüğünü anlatıyor.
Duruşma günü gelir, taraflardan biri salonda yer almaz ve hakim karşısında yalnızca tek bir eş oturur. Anlaşmalı boşanma duruşması, hakimin iki tarafı da bizzat dinlemesini şart koşan bir usul içerdiği için bu boş sandalye tek başına sürecin akışını değiştirir. Dava kendiliğinden çekişmeliye dönmez, ama hakim protokolü onaylayacak zemini de bulamaz. Bundan sonra ne olacağı, gelmeyen tarafın davacı mı davalı mı olduğuna, mazeretinin bulunup bulunmadığına ve karşı tarafın dosyayı nasıl takip etmek istediğine göre şekillenir.
Anlaşmalı Boşanma Duruşmasında Taraflar Neden Bizzat Bulunmalı?

Anlaşmalı boşanma duruşmasının en temel kuralı, hakimin her iki tarafı da bizzat dinlemeden karar verememesidir. TMK m. 166/3, boşanmaya hükmedilebilmesi için hakimin tarafların iradelerini yüz yüze doğrulamasını ve sundukları protokolü uygun bulmasını şart koşar. Vekil aracılığıyla takip edilen dosyalarda bile bu bizzat dinlenme şartı avukatın hazır bulunmasıyla karşılanmaz.
Anlaşmalı boşanmada taraflar velayet, nafaka ve mal paylaşımı konusunda önceden uzlaşıp bir protokol hazırlar, ama bu protokol tek başına yeterli değildir. Hakim, protokolü onaylamadan önce tarafların bu iradeyi baskı altında değil özgürce oluşturduğuna kanaat getirmek zorundadır. Bu kanaat ancak taraflarla yüz yüze konuşarak oluşur, dosya üzerinden ya da vekil beyanıyla oluşmaz. Taraflardan biri duruşmada bulunmazsa hakimin bu değerlendirmeyi yapabileceği bir zemin kalmaz.
Kanun burada tarafların menfaatini korumayı amaçlar, çünkü boşanmanın mali sonuçlarını belirleyen bir protokolün, sonradan pişmanlık ya da itiraz konusu olmaması için baştan sağlam bir zeminde imzalanması gerekir. Hakim gerekli gördüğü değişiklikleri protokolde yapabilir ve tarafların bu değişikliği de kabul etmesi aranır. Bu müzakere de ancak taraflar duruşmada hazır bulunduğunda mümkün olur.
Bu konuda sorunuz mu var? Bağımsız çalışan bir avukatla hemen konuşabilirsiniz.
Avukata DanışınAnlaşmalı Boşanmada Kaç Duruşma Yapılır?
Protokol eksiksiz hazırlanmış ve taraflar duruşmada birlikte hazır bulunmuşsa anlaşmalı boşanma tek celsede sonuçlanabilir. Duruşmaya gelmeme, mazeret ya da protokolde bir eksiklik gibi bir aksaklık yaşanırsa dosya ikinci, hatta üçüncü bir duruşmaya kalabilir ve süreç uzun vadede beklenenden fazla sürebilir.
Tek duruşmada sonuçlanma ihtimali, dosyanın hazırlığına doğrudan bağlıdır. Protokolde velayet, nafaka ve mal paylaşımı konuları net biçimde düzenlenmişse ve tarafların ikisi de beyanlarını protokolle tutarlı biçimde sunarsa hakimin ek bir işleme ihtiyacı kalmaz. Protokolde belirsiz bir madde varsa, hakim bunu netleştirmek için tarafları yeniden dinlemek isteyebilir ve dosya bir sonraki celseye kalır. Duruşmaya taraflardan birinin gelmemesi de aynı sonucu doğurur, çünkü bizzat dinlenme şartı bir sonraki duruşmada yeniden aranır. Anlaşmalı boşanma duruşması sayısının azlığı sürecin en somut avantajlarından biridir, ama bu avantaj ancak her iki tarafın da hazırlığını eksiksiz tamamlamasıyla ortaya çıkar.
Davacı Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Anlaşmalı boşanma davasını açan taraf duruşmaya mazeretsiz gelmezse ve davalı da davayı takip etmek istemezse, mahkeme dosyayı işlemden kaldırır. Davalı duruşmada hazır bulunup davayı takip etmek istediğini bildirirse hakim yargılamaya devam edebilir, ama bu durumda dava artık anlaşmalı olarak sonuçlanamaz.
Davacının duruşmaya gelmemesi, hakimin onu bizzat dinleyememesi anlamına gelir ve bu tek başına anlaşmalı sürecin tıkanması için yeterlidir. Davalı duruşmada hazır bulunup dosyanın takip edilmesini isterse, hakim davayı işlemden kaldırmaz, ama artık protokolü onaylayamaz. Dava bu noktadan sonra davacının dilekçesindeki boşanma sebebine, genellikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına, dayanarak çekişmeli usulle devam eder.
Davalı iddiaları kabul etmiyorsa ya da davacı hazır olmadığı için beyanını tekrar edemiyorsa tahkikat aşamasına geçilir ve deliller toplanır. Davalı da duruşmayı takip etmek istemezse mahkeme HMK m. 150 uyarınca dosyayı işlemden kaldırır. Dosya işlemden kaldırıldıktan sonra taraflardan biri üç ay içinde yenileme talebinde bulunmazsa dava açılmamış sayılır.
Davalı Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Davalı taraf duruşmaya gelmez, davacı ise hazır bulunup dosyanın takip edilmesini isterse hakim davayı reddetmez, dosyayı çekişmeli usule taşır. Davalının gelmemesi tek başına davayı davacı lehine sonuçlandırmaz, boşanma sebebinin ayrıca kanıtlanması beklenir ve davacının iddiasını delillerle desteklemesi istenir. Bu bakımdan davalının yokluğu, davacıya otomatik bir avantaj sağlayan bir usul boşluğu değildir.
Davalının duruşmaya gelmemesi, boşanmaya kendiliğinden razı olduğu anlamına gelmez. Hakim, sadece davacının beyanına dayanarak protokolü onaylayamaz, çünkü kanun her iki tarafın da bizzat dinlenmesini şart koşar. Davacı dosyanın çekişmeli usulle devam etmesini isterse, dava artık dilekçedeki boşanma sebebine dayanarak yürütülür ve davacının bu sebebi delillerle desteklemesi beklenir.
Davalı önceden protokolü imzalamış olsa bile duruşmaya gelmediği için bu imza, hakimin karar vermesi için tek başına yeterli sayılmaz. Davalı sonraki bir duruşmaya gelip protokolü doğrularsa süreç yeniden anlaşmalıya dönebilir. Davalının hiç gelmemesi ve tebligata rağmen sessiz kalması durumunda davacı tanık dinletme ya da diğer delilleri sunma yoluna gidebilir, dosya bu noktadan sonra normal bir çekişmeli boşanma davasından farksız işler.
Dava Çekişmeliye Nasıl Döner?
Anlaşmalı açılan bir dava, hakimin taraflardan birini duruşmada dinleyememesi ve protokolü onaylayacak zemin bulamaması nedeniyle kendiliğinden çekişmeli sürece geçer. Mahkeme aynı dosya numarası üzerinden devam eder, yalnızca izlenen usul değişir, dosya yeniden sıraya girmez ve taraflar yeni bir dava dilekçesi yazmak zorunda kalmaz.
Usul değişikliği pratikte dosyanın akışını da değiştirir. Anlaşmalı süreçte tek celsede sonuçlanabilecek dava, çekişmeliye döndüğünde dilekçeler aşamasına, ön incelemeye ve tahkikata tabi hale gelir. Hakim, hazır bulunan tarafa delil listesini ve varsa tanıklarını bildirmesi için süre tanır. Karşı taraf da kendi delillerini sunma hakkına sahip olur.
Bu noktadan sonra dava, çekişmeli boşanma davalarında izlenen sıradan seyri takip eder ve süre genellikle uzar, çünkü artık tanık dinlenmesi ve delil incelemesi gerekmektedir. Taraflardan biri avukatsız devam ediyorsa bu noktada anlaşmalı boşanmanın avukatsız yürütülüp yürütülemeyeceğini gözden geçirmesi yerinde olur, çünkü çekişmeli sürecin delil ve usul yükü anlaşmalı sürece göre belirgin biçimde ağırdır. Dönüşüm kararı ayrıca bir ara karar olarak yazılmaz, sonraki duruşma tutanağına yansır.
Taraf Duruşmaya Katılmazsa Protokol Geçersiz mi Sayılır?

Hayır, protokolün kendisi geçersiz hale gelmez, yalnızca mahkeme onayı o duruşmada gerçekleşmez. Taraflarca imzalanmış protokol, sonraki bir duruşmada iki taraf da hazır bulunup beyanlarını yinelediğinde yeniden hakimin önüne gelebilir ve aynı metin üzerinden onay istenebilir, protokolün baştan yeniden yazılması ya da imzalanması gerekmez.
Protokol, taraflar arasında özel hukuk anlamında geçerli bir belge olarak kalmaya devam eder, ama boşanma kararının dayanağı olabilmesi için mahkemenin onayından geçmesi gerekir. Bu onay yalnızca duruşmada gerçekleşebilen bir işlemdir. Taraflardan biri gelmediği için onay gerçekleşmezse protokol rafa kalkmaz, sonraki duruşmaya taşınabilir. Taraflar arada fikir değiştirip protokolü revize etmek isterse bunu yeni bir metinle de yapabilir, mahkeme ilk protokole bağlı kalmaz. Taraflardan biri protokolü artık kabul etmediğini açıkça beyan ederse durum farklılaşır, bu durumda protokol fiilen işlevini yitirir ve dava dilekçedeki boşanma sebebine dayanarak çekişmeli usulle sürer. Protokolün akıbeti, imzanın kendisinden çok tarafların duruşmadaki tutumuyla belirlenir.
Duruşmaya Gelemeyecek Taraf Mazeret Bildirebilir Mi?
Evet, duruşma gününden önce sağlık raporu, iş seyahati ya da başka geçerli bir gerekçeyle mazeret dilekçesi sunulabilir. Hakim mazereti haklı bulursa duruşmayı erteler ve taraflara yeni bir gün verir, dosya bu durumda işlemden kaldırılmaz. Mazeret dilekçesinin duruşmadan önce mahkeme kalemine ulaşmış olması, ertelemenin kabul edilme ihtimalini güçlendirir.
Mazeret bildirmek, duruşmaya hiç gelmemekten farklı bir sonuç doğurur. Hakim mazereti değerlendirirken belgenin somut ve inandırıcı olmasına bakar, salt bir dilekçeyle “gelemeyeceğim” demek çoğu zaman yeterli görülmez. Sağlık raporu, resmi bir görevlendirme yazısı ya da benzeri bir kanıt sunulduğunda erteleme talebi kabul edilme eğilimindedir. Mazeret kabul edildiğinde dosya işlemden kaldırılmaz, yalnızca yeni bir duruşma günü belirlenir ve taraflar o güne kadar protokol üzerinde çalışmaya devam edebilir. Mazeretin geçerli sayılmaması durumunda ise taraf duruşmaya gelmemiş kabul edilir ve dava, karşı tarafın tutumuna göre çekişmeli sürece geçebilir ya da işlemden kaldırılabilir. Anlaşmalı boşanma duruşmasına gelemeyecek taraf, mazeretini önceden bildirdiğinde sürecin akışı bozulmaz.
Duruşmaya Geç Kalmak Gelmemekle Aynı Sonucu Doğurur Mu?
Duruşma saatine yetişemeyen taraf, celse henüz görülmemişken içeri girip hazır bulunduğunu bildirirse gelmemiş sayılmaz. Hakim celse tamamlanmış ya da erteleme kararı verilmişse geç kalan tarafı o gün için artık dinlemez, bu durumda geç kalma fiilen gelmemekle aynı sonucu doğurur ve dosya bir sonraki duruşmaya kalır.
Mahkeme salonunda geçen süre kesin bir dakika sınırına bağlı değildir, hakim dosyanın sırasına ve o günkü yoğunluğa göre bir süre tanır. Taraf, duruşma sırası henüz gelmeden salona ulaşırsa dinlenme hakkını kullanabilir. Ama sıra geçmiş, hakim başka bir işleme geçmiş ya da duruşmayı erteleme kararı vermişse geç kalan taraf o celse için gelmemiş sayılır. Bu durumda dosya, tıpkı hiç gelinmemiş gibi karşı tarafın tutumuna göre çekişmeliye döner ya da işlemden kaldırılır. Uygulamada tarafların duruşma saatinden makul bir süre önce adliyede hazır bulunması, salon değişikliği ya da sıra kayması gibi beklenmedik durumlarda geç kalma riskini azaltır.
Her İki Taraf da Duruşmaya Gelmezse Dosyaya Ne Olur?
Taraflardan hiçbiri duruşmaya katılmazsa mahkeme dosyayı HMK m. 150 uyarınca işlemden kaldırır. Bu, davanın reddi anlamına gelmez, sadece belirli bir süre askıya alınması demektir. Taraflar bu süre içinde uzlaşmalarını tazeleyip protokolü güncelleyebilir ya da hiçbir işlem yapmayabilir, karar tamamen kendi tercihlerine kalır.
İşlemden kaldırma kararı davanın reddi değildir, yalnızca dosyanın askıya alınmasıdır. Taraflardan biri üç ay içinde yenileme talebinde bulunursa dava kaldığı yerden değil, yeniden açılmış gibi devam eder ve yeni bir duruşma günü belirlenir. Üç aylık süre içinde yenileme talebi gelmezse dava açılmamış sayılır ve dosya kapanır.
Bu durumda taraflardan biri boşanmak istiyorsa yeniden dava açması gerekir, önceki dosyaya kaldığı yerden devam edilmez. Harç ve masraflar açısından da yeni bir dava yeni bir başlangıç sayılır. Uygulamada her iki tarafın da duruşmaya gelmemesi genellikle tarafların süreçte fikir değiştirdiğine ya da iletişimin koptuğuna işaret eder, bu yüzden yenileme talebinden önce tarafların hâlâ boşanma iradesinde olup olmadığını netleştirmesi, aynı sürecin tekrar tıkanmasını önler.
Çekişmeliye Dönen Dava Yeniden Anlaşmalıya Dönebilir Mi?
Evet, taraflar yargılama sırasında uzlaşırsa dava yeniden anlaşmalı sürece geçebilir. Daha önce duruşmaya gelmeyen taraf bu kez bizzat hazır bulunursa süreç yeniden başa dönmez, kaldığı noktadan anlaşmalıya evrilir ve kalan aşamalar buna göre kısalır, tahkikatta toplanan deliller ise dosyada kalır.
Çekişmeli sürece geçmiş bir dosyada tahkikat başlamış, hatta tanık dinlenmiş olsa bile taraflar arasında uzlaşma sağlanırsa mahkeme bu uzlaşmayı göz ardı etmez. Taraflar velayet, nafaka ve mal paylaşımı konusunda anlaşıp yeni bir protokol hazırladıklarında, bir sonraki duruşmada bunu hakime sunabilir. Hakim, daha önce çekişmeli usulle toplanmış delillere rağmen tarafları yeniden bizzat dinler ve protokolü uygun bulursa anlaşmalı boşanmaya hükmedebilir.
Bu geçiş, davanın en başından itibaren anlaşmalı boşanma olarak açılmış olmasını gerektirmez, çekişmeli açılan bir dava da aynı yolu izleyebilir. Tek şart, iradenin serbestçe oluştuğuna hakimin kanaat getirmesidir. Sürecin ortasında yön değiştirmek, baştan itibaren anlaşmalı gitmiş bir dosyaya göre daha uzun sürmüş olsa da, kalan aşamaların hızla tamamlanmasını sağlar.
Duruşma Öncesinde Alınabilecek Önlemler

Duruşmaya gelmeme riski, çoğu zaman dava açılmadan önce alınacak birkaç basit önlemle azaltılabilir. Taraflardan biri iş ya da sağlık nedeniyle duruşma tarihinde sorun yaşayabileceğini öngörüyorsa bunu avukatına veya mahkeme kalemine önceden bildirmesi, sürecin aksamadan ilerlemesine yardımcı olur. Bu basit adım, dosyanın işlemden kaldırılması ya da çekişmeliye dönmesi gibi istenmeyen sonuçların önüne geçer.
Taraflar duruşma tarihine yaklaşırken şu noktaları göz önünde bulundurabilir.
- Duruşma tarihi ve saati önceden not edilir, tebligat teyit edilir.
- Katılım engelleyecek bir durum belirginleşirse mazeret dilekçesi mümkün olan en erken zamanda sunulur.
- Protokol üzerindeki uzlaşma duruşmadan önce güncel tutulur, son dakika değişiklikleri hakimin kararını geciktirebilir.
- Avukatla takip edilen dosyalarda dahi tarafın bizzat katılım zorunluluğu unutulmaz.
- Duruşmaya katılamayacak taraf, mümkünse durumu diğer tarafa da önceden bildirir, böylece karşı taraf hazırlıksız yakalanmaz.
Bu önlemler dava türünü değiştirmez, ama dosyanın gereksiz yere ertelenmesini ya da çekişmeli sürece kaymasını önler. Anlaşmalı boşanma duruşmasına her iki tarafın da hazırlıklı gelmesi, sürecin tek celsede tamamlanma ihtimalini büyük ölçüde artırır.