
Bir boşanma davasını başlatmadan önce bilinmesi gereken temel ayrım, davanın anlaşmalı mı çekişmeli mi açılacağıdır. Eşler mal paylaşımı, nafaka ve varsa velayet konusunda anlaşmışsa dava anlaşmalı boşanma olarak ilerler. İmzalanan protokol mahkemeye sunulur ve hâkim iki tarafı da bizzat dinleyerek genellikle tek duruşmada karara bağlar. Bu konularda uzlaşma yoksa dava çekişmeli boşanma yoluyla yürütülür. İddialar delil ve tanıkla ispatlanır, mahkeme gerektiğinde bilirkişi incelemesi ister ve süreç birden fazla duruşmaya yayılabilir. Seçim, davanın süresini de mahkemeye sunulacak belgelerin kapsamını da doğrudan belirler.
İzmir’de boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yerindeki ya da son altı ay birlikte oturulan yerdeki aile mahkemesinde açılır. Büyükşehrin farklı bölgelerinde iki ayrı adliye yapısı bulunur ve Bayraklı’daki İzmir Adliyesi merkez ilçelere, Karşıyaka Adliyesi ise kuzey ilçelere bakar. Hangi adliyenin yetkili olduğu, dava açan tarafın veya eşlerin son birlikte yaşadığı ilçeye göre değişir.
İzmir’de Boşanma Davasına Hangi Adliye Bakar?

İzmir büyükşehir olduğu için tek bir merkez adliyeye değil, ikamet edilen ilçeye göre değişen iki ayrı adliye yapısına sahiptir. Kentin güney ve orta kesimindeki ilçelerde oturanlar Bayraklı’da bulunan İzmir Adliyesi’ne, kuzeydeki ilçelerde oturanlar ise Karşıyaka Adliyesi’ne başvurur. Hangi adliyenin yetkili olduğu, davayı açan tarafın ikamet ettiği ilçeye göre belirlenir. Taraf kendi isteğiyle adliye seçemez.
İzmir Adliyesi’ne bağlı aile mahkemeleri aşağıdaki ilçelerdeki boşanma davalarına bakar.
- Konak
- Bornova
- Buca
- Karabağlar
- Bayraklı
- Balçova
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Narlıdere
Selçuk ve Torbalı ilçeleri de İzmir Adliyesi’nin mülhakatı sayılır, yani bu ilçelerde açılan dosyalar da aynı yargı çevresine bağlı kalır. Aile mahkemeleri, İzmir Adliyesi’nin Bayraklı’daki Gültekinler mevkiindeki ek hizmet binasında görev yapar. Ana adliye binasına gitmeye gerek kalmaz, dilekçe doğrudan bu ek binaya bağlı tevzi bürosuna teslim edilir.
Anlaşmalı boşanma davasında taraflar protokol üzerinde önceden uzlaştığından dosya bu büyük adliyede de genellikle hızlı sonuçlanır. Hangi mahkemenin dosyaya bakacağı taraf seçimiyle değil, dilekçe verilirken tevzi bürosunun otomatik atamasıyla belirlenir. Merkez ilçelerin tek bir adliyede toplanması, İzmir Adliyesi’ni ülkenin en yoğun aile mahkemesi çevrelerinden birine dönüştürür. Bu yoğunluk özellikle çekişmeli dosyalarda duruşma takvimine yansır ve tarafların sabırlı olmasını gerektirir.
Bu konuda sorunuz mu var? Bağımsız çalışan bir avukatla hemen konuşabilirsiniz.
Avukata DanışınKarşıyaka ve Kuzey İlçelerde Yetkili Adliye Hangisi?
Karşıyaka, Çiğli, Menemen, Aliağa ve Foça’da oturanlar için yetkili adliye, İzmir Adliyesi’nden bağımsız çalışan Karşıyaka Adliyesi’dir. Bu adliyeye bağlı aile mahkemeleri ayrı bir ek binada hizmet verir ve kendi dosya akışını, kendi tevzi bürosuyla yönetir, bu yüzden İzmir Adliyesi’ndeki dosya yoğunluğundan etkilenmez.
Kuzey ilçelerde yaşayan taraflar dava dilekçesini doğrudan Karşıyaka’daki adliyeye verir, merkez adliyeye gitmelerine gerek kalmaz. Çiğli’de oturanlar için ayrıca Karşıyaka Adliyesi’nin Çiğli’deki ek hizmet binası da kullanılabilir, bu sayede Karşıyaka’nın merkezine gitmek gerekmeyebilir.
İki adliye arasında dosya nakli yalnızca yetkisizlik itirazı kabul edildiğinde gündeme gelir. Bu da dava açılırken adres ve son altı aylık ikamet bilgisinin doğru beyan edilmesini önemli kılar. Çekişmeli boşanma sürecinde taraflardan biri yanlış adliyede dava açarsa, dosya doğru adliyeye gönderilene kadar geçen süre yargılamayı uzatabilir. Bu yüzden ikamet ilçesinin hangi adliyeye bağlı olduğunu dava öncesinde netleştirmek gerekir. Karşıyaka Adliyesi’nin ayrı bir yapı olarak çalışması, kuzey ilçelerde oturan tarafların dosyalarının merkez adliyenin yoğunluğundan bağımsız ilerlemesini de sağlar. Bu da sürecin öngörülebilirliğini bir ölçüde artırır.
Farklı İlçede veya İzmir Dışında Oturan Nereye Dava Açar?
Türk Medeni Kanunu m. 168 uyarınca boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı ay içinde eşlerin birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu iki seçenekten biri, davayı açan tarafça serbestçe tercih edilir ve dilekçede hangi yetki sebebine dayanıldığı belirtilir.
Eşler farklı ilçelerde yaşıyorsa, örneğin evlilik boyunca Bornova’da oturulmuş ama biri dava öncesinde Karşıyaka’ya taşınmışsa, hem son altı ay birlikte oturulan Bornova hem de davayı açanın güncel yerleşim yeri yetkili sayılabilir. Somut adres ve tarih bilgisi bu tercihi belirler. Eşlerden biri İzmir dışında yaşıyorsa da aynı kural geçerlidir, dava iki seçenekten hangisi İzmir’i işaret ediyorsa burada, etmiyorsa diğer ilde açılır.
Örneğin eşlerden biri hâlâ İzmir’de yerleşikse, diğeri başka bir ile taşınmış olsa bile dava İzmir’de açılabilir. Yerleşim yeri tartışmalı ise karşı taraf yetkisizlik itirazında bulunabilir. Bu durumda mahkeme itirazı ayrıca inceler ve gerekirse dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. Bu kural, İzmir gibi göç alan bir kentte özellikle önem taşıyan bir durumdur, çünkü taraflardan biri boşanma sürecinin ortasında başka bir şehre taşınmış olabilir ve bu taşınma yetkili mahkemeyi doğrudan etkiler.
Küçük İlçe Adliyelerinde Aile Mahkemesi Yoksa Ne Olur?
İzmir’in büyük ilçe merkezlerinde bağımsız aile mahkemesi bulunurken, nüfusu görece az bazı ilçe adliyelerinde ayrı bir aile mahkemesi kurulmamış olabilir. Bu durumda dosyaya, o adliyedeki asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Bu, kanunun öngördüğü bir çözümdür, ayrık bir uygulama değildir.
Görev alanı ve uygulanan usul aynı kalır, yalnızca mahkemenin adı ve baktığı dosya çeşitliliği farklıdır. Taraflar için pratik sonuç değişmez. Dilekçe yine ilgili ilçe adliyesinin tevzi bürosuna verilir, dosya hangi mahkemeye düştüyse o mahkeme aile hukukuna özgü usul kurallarını uygular. Nafaka, velayet veya mal rejimine ilişkin ek talepler de asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla baktığında aynı dosya içinde birlikte değerlendirilir. Ayrı bir dava açmaya gerek kalmaz. Taraf, dilekçesini hazırlarken mahkemenin adını “aile mahkemesi” yerine “asliye hukuk mahkemesi” olarak yazması gerektiğini bilmelidir. Bu ayrım yalnızca başlıkla ilgilidir, davanın esasını etkilemez.
İzmir’de Arabuluculuk Boşanma Sürecinde Nasıl Kullanılır?

Boşanmanın kendisi ve velayet, kamu düzenini ilgilendirdiği için arabuluculuğa elverişli değildir. Bu iki konuda karar verme yetkisi yalnızca mahkemeye aittir. Buna karşılık nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi boşanmanın mali sonuçları, taraflar isterse dava öncesinde veya dava sürerken ihtiyari olarak arabulucu önünde görüşülebilir.
İzmir Adliyesi’nin Bayraklı’daki ek hizmet binasında ayrı bir Arabuluculuk Bürosu bulunur. Taraflar burada, dava açmadan önce ya da dava sürerken, nafaka veya mal paylaşımı gibi mali konularda anlaşma arayabilir. İzmir Barosu da kendi rehberinde kayıtlı arabulucuların iletişim bilgilerini yayınlar.
Arabuluculukta varılan mali anlaşma, boşanma davası sürerken mahkemeye sunulabilir. Hakim bu anlaşmayı hakkaniyete uygun bulursa kararına yansıtır. Böylece taraflar nafaka veya mal paylaşımı konusunda uzun bir yargılama yürütmek yerine, arabuluculukta vardıkları mutabakatı doğrudan dosyaya taşıyabilir. Ancak boşanmanın kendisi hiçbir şekilde arabuluculukla sonuçlandırılamaz. Evlilik birliği ancak mahkeme kararıyla sona erer. Bu yüzden arabuluculuk, İzmir’de boşanma sürecinin yerine geçen değil, mali uyuşmazlıkları dava öncesinde sadeleştiren tamamlayıcı bir yol olarak işler.
İzmir’de Adli Yardımdan Nasıl Yararlanılır?
Avukat tutacak mali gücü olmayan taraflar İzmir Barosu Adli Yardım Bürosu’na başvurarak boşanma davası için ücretsiz avukat desteği alabilir. Başvurunun nereye yapılacağı ikamet edilen bölgeye göre değişir. Büyükşehrin merkezinde ve dışında kalan ilçelerde farklı işleyen iki ayrı başvuru kanalı bulunur ve her ikisi de aynı büroya bağlıdır.
Büyükşehir belediyesi sınırları içinde başvurular doğrudan Adli Yardım Bürosu üzerinden, bu sınırların dışında kalan ilçe merkezlerinde ise adli yardım temsilcileri aracılığıyla yürütülür. Başvuru için gelir durumunu gösteren belgeler ve dava konusuna ilişkin bilgiler istenir. Büro dosyayı inceledikten sonra uygun görürse ücretsiz bir avukat görevlendirir.
Adli yardım yalnızca avukat ücretini değil, harç ve tebligat gibi bazı yargılama giderlerini de kapsayabilir. Hangi giderlerin karşılanacağı başvurunun kabulüyle birlikte netleşir. Adli yardım talebi, boşanma davasının dilekçesiyle birlikte de sunulabilir. Bu durumda mahkeme talebi dava dosyasıyla birlikte değerlendirir ve ayrı bir başvuru süreci beklemeye gerek kalmaz. Ekonomik olarak zor durumdaki taraflar için bu yol, İzmir’de dava açmanın önündeki mali engeli kaldırır ve avukatsız kalmadan sürecin takip edilmesini sağlar.
Büyükşehir Yoğunluğu Duruşma Sürecini Nasıl Etkiler?
İzmir, dava sayısı bakımından ülkenin en yoğun adliyelerinden birine ev sahipliği yapar ve bu yoğunluk aile mahkemelerinin duruşma takvimine de yansır. Dosya yükü iki adliye arasında paylaşılsa da her ikisi de büyük şehir hacmiyle çalışır ve bu durum tarafların süreç beklentisini şekillendirir.
Dosya sayısının fazla olduğu dönemlerde duruşmalar arası bekleme süresi uzayabilir, özellikle bilirkişi raporu veya tanık dinleme gerektiren çekişmeli davalarda bu değişkenlik daha belirgin hale gelir. Anlaşmalı boşanmada taraflar protokol üzerinde önceden uzlaştığından dosya genellikle tek duruşmada sonuçlanır ve büyükşehir yoğunluğundan görece az etkilenir. Çekişmeli süreçte ise tarafların istenen belgeleri zamanında sunması, duruşmalar arasında geçen süreyi kısaltan en etkili adımdır. Eksik belge veya gelmeyen tanık, bir sonraki duruşmaya ertelenmeye yol açan en sık nedenlerden biridir. Taraflar, dosyalarının hangi adliyede görüldüğünü bilerek o adliyenin işleyişine göre hazırlık yapabilirse, büyükşehir yoğunluğunun süreç üzerindeki etkisini kısmen kendi lehlerine yönetebilir.
Nafaka ve Velayet Talepleri Aynı Davada mı Görülür?
Evet. İzmir’deki aile mahkemeleri, gerek İzmir Adliyesi’nde gerekse Karşıyaka Adliyesi’nde olsun, nafaka ve velayet taleplerini boşanma davasıyla birlikte, aynı dosya içinde ve aynı duruşmalarda karara bağlar. Ayrı bir dava açmaya gerek yoktur, bu talepler boşanma dilekçesinin bir parçası olarak sunulur.
Taraflardan biri dava dilekçesinde nafaka veya velayet talebini belirtmemişse, yargılama sırasında da bu talepleri sunabilir. Mahkeme dosyayı kapatmadan önce tüm talepleri birlikte değerlendirir. Velayetin hangi ebeveynde kalacağına ilişkin karar çocuğun üstün yararı gözetilerek verilir ve bu değerlendirmede hangi adliyenin baktığının bir önemi yoktur, ölçüt aynı kanun maddelerine dayanır. Tedbir nafakası ise dava sürerken kendiliğinden gündeme gelir, ayrıca talep etmeye gerek kalmadan hakim tarafından değerlendirilir. İzmir’de iki ayrı adliye yapısı bulunması, nafaka ve velayet taleplerinin nerede görüleceğini değiştirmez. Taraf hangi adliyede boşanma davası açmışsa bu talepler de aynı dosyada, aynı hakim tarafından karara bağlanır.
Dosyamın Hangi Adliyede Olduğunu Nasıl Öğrenirim?

İzmir’de iki ayrı adliye yapısı bulunduğundan, özellikle taraflardan biri dava sürecinde ilçe değiştirmişse ya da dosyayı bir avukat aracılığıyla uzaktan takip ediyorsa, dosyanın hangi adliyede görüldüğü konusunda karışıklık yaşanabilir. Bu bilgiye UYAP Vatandaş Portalı veya e-Devlet üzerinden kolayca ulaşılabilir.
Dava dilekçesi verildikten sonra dosya numarası ve mahkeme bilgisi bu sistemlere işlenir. Taraf T.C. kimlik numarasıyla giriş yaparak dosyasının İzmir Adliyesi’nde mi yoksa Karşıyaka Adliyesi’nde mi görüldüğünü sorgulayabilir. Avukatla takip edilen dosyalarda bu bilgiyi avukat da paylaşabilir, taraf ayrıca sisteme girmek zorunda kalmaz. Dilekçe UYAP üzerinden elektronik imzayla da gönderilebilir. Bu durumda dosyanın hangi adliyeye düştüğü sistem tarafından anında bildirilir ve taraf adliyeye gitmeden bu bilgiye ulaşabilir.
Dosyanın yanlış adliyede açıldığı sonradan anlaşılırsa, yetkisizlik kararıyla birlikte dosya doğru adliyeye gönderilir. Bu işlem ek bir harç gerektirmez ama sürecin uzamasına yol açabilir. İki adliyeli yapının getirdiği bu belirsizlik, dava açılmadan önce ikamet edilen ilçenin hangi adliyeye bağlı olduğunun netleştirilmesiyle büyük ölçüde önlenebilir. Bu küçük ön kontrol, ilerleyen aşamalarda zaman kaybını azaltır.
Son güncelleme 29 Temmuz 2026